skip to Main Content

Sürükleyici ve kalbe dokunan kurgusuyla Okay Tiryakioğlu'nun ödüllü kaleminden...

Kara Panter

Kara Panter

Kondo ailesiyle birlikte bir Gine kabilesinde yaşayan küçük bir çocuktur. Hayatına mutlu mesut devam ederken bir gün kutsal saydıkları “Cennet Çayırı”nda bir aslanın belirmesiyle işler karışır. Bütün Gine kabilelerinin ulu lideri, Kondo’nun dedesi, Dakarai bunu gelecek felaketin ayak sesleri olarak yorumlar. Nitekim Dakarai yanılmaz ve bir grup Avrupalı kabilelerine saldırmaya başlar. Saldırganlar Fransızlardır ve Gine’yi işgalleri, halkı köleleştirmeleri başlamıştır. Tesadüf eseri işgalci askerlerden kaçabilen Kondo, abisi ve dedesi Dakarai ne yapacaktır? Peki yakalanırlarsa ne olacaktır?

Ulak serisinden tanıdığımız Okay Tiryakioğlu’nun kaleminden köleciliği, sömürüyü ve işgali bütün gerçekliğiyle anlatan muhteşem bir roman dizisinin ilk kitabı. Sürükleyici ve kalbe dokunan kurgusuyla Okay Tiryakioğlu’nun ödüllü kaleminin harika birleşimi.

Kara Panter

Kitaptan Alıntılar

-Öyle görünüyor ki biz sadece zorunluluklarımızı değil, koşmayı da unuttuk Kondo. Kendimize ve insanlara gereğinde fazla itimat etmekten kaynaklanan bir zaaftır bu. Sebebi ise binlerce yıl boyunca fazla rahatlamış olmaktır! Bu güzel ve bereketli kıta, uçsuz bucaksız coğrafyasındaki rahat yaşam, huzurlu günler ve geceler, tüm tedbirlerimizi kırdı. Birlik ruhumuzu tüketti.
-Fakat beyaz adamlarda, tüm bu sefil hallerine rağmen bir sır vardı. Onları hakim konuma geçiren, kendilerine bu üstünlük vehmini veren, beni de öfkeden çılgına çeviren bir sır. Daha ilk günlerden itibaren dedemin işaret ettiği, benim de çaresizce fark ettiğim o sır şuydu: Bu acımasız adamlar, kendi aralarında disiplinli bir şekilde teşkilatlanabiliyorlardı!
-Çünkü fevri ve isyankardık. Bir asırdan uzun bir zaman evvel, sert ve yalıtılmış coğrafyası sebebiyle bizden daha başarılı örgütlenebilen Mali krallığına mağlup olup enikonu dağılmamızın sebebi de buydu. En basit meselelerde dahi teşkilatlanamıyor, disiplin, intizam ve insicamdan uzak, çöllerde savrulan çalı yığınları gibi yuvarlanıp gidiyorduk.

Satış Noktaları

Back To Top